Ana Sayfa CAFE Nereden nereye!

Nereden nereye!

225
0
Paylaş

Avusturya Viyana da Muzaffer Abi’yi tanıyanlar iyi bilir kendisi 3 senedir buralarda yoktu. Görür görmez Kapak Ekibi olarak nam-ı diğer İso’nun geri dönüşünü duyuralım dedik.

Reumannplatz U-Bahn çıkışına yaklaştığınızda, İso’nun sesi de git gide size yaklaşacaktır. Önce çaldığı müzik tarzından dolayı bir İspanyol sanırsınız kendisini, neden sonra farkedersiniz ki ünlü Flemenk müziğini aslında bir Türk’ten dinliyorsunuzdur.

İso, 56 yaşında ve Türk asıllı bir Bulgar göçmeni. Yaklaşık olarak 11 senedir Viyana Reumanplatz U-Bahn çıkışında arkasında pilli amfisi, elinde gitarı ile kendi kendine müziğini yapıyor. Üstelik Viyana’nın her zamanki gibi erken gelen kışı bile onun sanatını ifşa etmesine engel olamıyor.

Sokakta icra ettiği sanatıyla hatırı sayılır kişilerden oldukça iyi teklifler almış İso, fakat bu işi ekiple sahneye dökme fikrine pek de sıcak bakmıyor. Önce Allah’tan korktuğunu söyleyerek söze başlıyor ve devam ediyor: „Bir sürü sanatçı geldi, benim yerimde olmaya birinin reddedemeyeceği teklifler aldım ama tekrar o hayatın içine girmek istemedim. Bundan öncesinde zaten 35 sene Bulgaristan’da makam üzerinde gezdim. Orada mevkii sahibi önemli kişilere çaldım. Güzellik, kadınlar, para hepsini gördüm. Kadınlar sabah akşam demeden arardı, rahatsız ederlerdi. Eşim çok kıskançtı çıktığım her yerde sahnenin önünde dikilirdi ama ahlakım da güzel olduğu için çok şükür bunlara rağmen hiç problem yaşamadık. Allah beni ve ailemi hep korudu. Böylece müzisyen hayatının yaşanılası bir hayat olmadığını anladım, ben burada bu şekilde sanatımı yapmaktan oldukça memnunum.“

Sözlerini bitirdiği an yanımıza bir sarhoş geliyor, „Hier, in Österreich…“ diyerek anlatmaya başlıyor ve muhabbetimize zorunlu olarak kısa bir ara veriyoruz. O sırada sarhoşun da Türk olduğunu farkettiğimizde Muzaffer Abimiz fırsat bulduğunda usulca yaklaşıp anlatmaya başlıyor: „Türkiye’den gelen arkadaşlar 5 sene gurbette kalıp, ülkelerine ziyarete gidemeyince burada psikolojileri bozuluyor bir süre sonra akılları yerinde kalmıyor. İnsan bu dünyaya çocuk geliyor, çocuk gidiyor. Allah nasıl verdiyse aklı öyle de geri alıyor. Öyle bir çağdayım ki hayat artık çok anlamsız kalıyor. Acı su gibi. Ne zenginliğin tadı kalıyor, ne de fukaralığın……“Bu sessizce yaptığımız sohbetin devamında soruyoruz İso’ya özlem var mı diye. „Olmaz olur mu hiç“ diyerek başlıyor ve en çok eşini özlediğinden bahsediyor. 39 senedir evlilermiş, anlattıkça gözlerinin içi gülüyor. En son Ağustos’ta görmüş ailesini, çok da uzun bir zaman zarfı olmamasına rağmen devam ediyor: „Eşim olmadan yaşanılacak bir hayat düşünemiyorum. Çünkü anneden sonra insanın bütün hayatı eşiyle sevgi ve saygı içerisinde geçmek zorunda. İnsanın eşi yanında olmadığında yarı dünyası yok oluyor.“

İso’nun mükemmel bir sesi var, zaten müziğini de duyduğunuzda yanından öylece geçip gidemeyeceğinizi farkedeceksiniz. Yanına gidin, oturun, çaldığı parçaların içinde kaybedin kendizi…

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Diese Website verwendet Akismet, um Spam zu reduzieren. Erfahre mehr darüber, wie deine Kommentardaten verarbeitet werden.